İçeriğe geç
SRN Hukuk & Danışmanlık

28 Temmuz 2026 · Dava ve Uyuşmazlık Çözümü

Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk: kapsam, süre ve pratik sonuçlar

Ticari alacak ve tazminat taleplerinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Kapsamın sınırları, süreler ve ilk toplantıya katılmamanın maliyeti.

Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa girilmeksizin usulden reddedilir.

Kapsam: hangi talepler dava şartına tabidir?

Belirleyici ölçüt iki unsurun birlikte bulunmasıdır: uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması ve talebin konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması. Buna göre satım bedelinin tahsili, hizmet bedeli alacağı, cezai şart ve tazminat talepleri kapsamdadır.

Buna karşılık; tespit talepleri, sözleşmenin feshi veya iptali gibi inşai talepler, taşınmazın aynına ilişkin talepler ile yalnızca bir edimin yerine getirilmesini konu alan talepler kapsam dışındadır. Talebin miktarının belirli olmaması dava şartını ortadan kaldırmaz; belirsiz alacak davası olarak açılacak talepler de kapsamdadır.

İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri için arabuluculuk şartı aranmaz. Bu, alacağın tahsilinin tehlikeye girdiği hâllerde önem taşır: arabuluculuk süreci yürürken ihtiyati haciz talep edilebilir.

Süreler

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, sürecin sona ermesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu düzenleme, zamanaşımının dolmak üzere olduğu alacaklar bakımından pratik bir koruma sağlar; ancak başvurunun usulüne uygun yapılmış olması gerekir.

İlk toplantıya katılmamanın maliyeti

Taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaz ve bu nedenle arabuluculuk faaliyeti sona ererse; bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

Bu kural, kurumsal müvekkiller bakımından çoğu zaman gözden kaçan bir risk yaratır. Şirket içinde arabuluculuk davetlerinin hangi birime ulaştığı ve kimin katılım kararı verdiği belirlenmemişse, davet fark edilmeden geçebilir ve sonuçta kazanılan bir davanın giderleri şirkette kalabilir.

Anlaşma belgesinin niteliği

Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varırsa, düzenlenen anlaşma belgesi taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanmışsa ilam niteliğinde belge sayılır ve icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın icraya konulabilir. Bu, sulh sözleşmesine göre önemli bir avantajdır.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

  • Arabuluculuk davetlerinin şirket içinde hangi birime yönlendirileceği ve kimin yetkili olduğu önceden belirlenmelidir.
  • İlk toplantıya katılım kararı, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir kabul anlamına gelmez; katılmamanın maliyeti ise somuttur.
  • Müzakereye girmeden önce alt sınırın ve yetki çerçevesinin belirlenmiş olması, toplantıda karar verilememesinden doğan zaman kaybını önler.
  • Anlaşma sağlanamazsa düzenlenecek son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunludur.
  • Alacağın tahsili risk altındaysa, arabuluculuk süreciyle eşzamanlı olarak ihtiyati haciz talebi değerlendirilmelidir.
Bu yazı, yayımlandığı tarihteki mevzuat ve uygulama esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki görüş niteliği taşımaz ve somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Mevzuat değişebilir; yazının güncelliğini yitirmiş olması mümkündür.

Av. Can KORKUT · 28 Temmuz 2026