Türk Borçlar Kanunu, sözleşmeyle kararlaştırılacak faiz oranlarına üst sınır getirmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesi ise ticari işler bakımından bu sınırları devre dışı bırakmakta ve “ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir” kuralını koymaktadır. Serbestinin kapsamı ile bileşik faize ilişkin dar istisnanın sınırları, kredi ve ticari alacak dosyalarında sık karşılaşılan bir tartışma konusudur.
Ticari iş nedir?
Serbestinin uygulanabilmesi, işin ticari iş sayılmasına bağlıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ayrıca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanun’da aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılmaktadır.
Bu kural, tek taraflı ticari işlerde de faiz serbestisinin uygulanması sonucunu doğurmaktadır. Ancak Kanun, tüketicinin korunmasına ilişkin hükümleri saklı tutmuştur; tüketici işlemleri bakımından serbesti uygulanmamaktadır.
Serbesti sınırsız mıdır?
Oran serbestisi, kararlaştırılan faizin hiçbir denetime tabi olmadığı anlamına gelmemektedir. Aşırı yüksek faiz oranları; ahlaka aykırılık nedeniyle kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma ve dürüstlük kuralı çerçevesinde denetlenebilmektedir. Aşırı yararlanma hâlinde zarar gören, durumun özelliğine göre sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini veya sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilmektedir. Bu talepler süreye bağlıdır.
Bileşik faizin dar kapsamı
Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kural olarak kararlaştırılamamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesi bu yasağa dar bir istisna getirmekte; üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi şartının yalnızca cari hesaplarda ve her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerli olduğunu öngörmektedir. Bu hükümlere aykırı biçimde işletilen faiz hükümsüzdür.
İstisnanın üç sınırı bulunmaktadır. Birincisi süredir: faiz dönemi üç aydan kısa belirlenemez. İkincisi sözleşme türüdür: cari hesap veya ödünç dışındaki sözleşmelerde bileşik faiz yürütülemez. Satım bedeli, hizmet bedeli veya eser bedelinden doğan alacaklar ödünç değildir; bu alacaklarda bileşik faiz talebi hükümsüzlük riski taşımaktadır. Üçüncüsü sıfattır: ödünç sözleşmelerinde işin her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olması aranmaktadır.
Cari hesabın yazılı şekil koşulu
Uygulamada muhasebe kayıtlarındaki “cari hesap” ifadesi ile Türk Ticaret Kanunu anlamındaki cari hesap sözleşmesi karıştırılmaktadır. Cari hesap sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmamaktadır. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmuyorsa, kayıtların cari hesap olarak adlandırılmış olması bileşik faiz istisnasından yararlanılmasını sağlamamaktadır.
Temerrüt faizi
Ticari işlerde kanuni ve temerrüt faizine ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümleri uygulanmaktadır. Sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa 3095 sayılı Kanun’daki oran uygulanmakta; ticari işlerde ise aynı Kanun uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranı üzerinden temerrüt faizi istenebilmektedir. Bu oranın talep edilebilmesi için ticari iş niteliğinin ve talebin dava veya takip aşamasında açıkça ileri sürülmüş olması aranmaktadır.
Mal ve hizmet tedarikinde geç ödeme
Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemler bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi ayrı bir düzen kurmaktadır. Alacaklı borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen borçlu, sözleşmede öngörülen tarihte veya ödeme süresinde ödeme yapmazsa ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmektedir.
Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirlenmemişse borçlu, fatura veya eş değer ödeme talebini aldığı tarihten otuz gün sonra temerrüde düşmüş sayılmaktadır. Faturanın alındığı tarihin belirsiz olduğu hâllerde süre, mal veya hizmetin teslim alındığı tarihten işlemektedir. Sözleşmeyle kararlaştırılacak ödeme süresi ise kural olarak altmış günü aşamamaktadır; alacaklının küçük veya orta ölçekli işletme ya da tarımsal üretici olduğu ve borçlunun büyük ölçekli işletme sayıldığı hâllerde bu sınır hiçbir biçimde aşılamamaktadır.
Aynı madde, geç ödemeye ilişkin sözleşme özgürlüğünü de sınırlamaktadır. Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek ölçüde az ödeneceğini öngören kayıtlar ile geç ödeme zararından sorumsuzluk veya sınırlı sorumluluk getiren kayıtlar geçersizdir. Sözleşmede temerrüt faizi oranı öngörülmemişse veya ilgili hüküm geçersizse, uygulanacak oran ile alacağın tahsili giderleri için istenebilecek asgari giderim tutarı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl ocak ayında ilan edilmektedir.
Kurumsal müvekkil bakımından pratik sonuç
- Tedarik sözleşmelerinde ödeme süresi, altmış günlük üst sınır ve karşı tarafın ölçeği gözetilerek belirlenmelidir.
- Kredi ve cari hesap sözleşmelerinde faiz dönemleri üç aydan kısa belirlenmemelidir.
- Cari hesap ilişkisi, muhasebe kaydıyla değil yazılı sözleşmeyle kurulmalıdır.
- Grup içi ödünç işlemlerinde bileşik faiz kararlaştırılacaksa, her iki tarafın da tacir sıfatı taşıdığı doğrulanmalıdır.
- Satım ve hizmet bedelinden doğan alacaklarda bileşik faiz yerine, temerrüt faizi oranının sözleşmede açıkça kararlaştırılması tercih edilmelidir.
- Sözleşmede yalnızca akdî faiz kararlaştırılmışsa, temerrüt hâlinde uygulanacak oran ayrıca düzenlenmelidir.
- Karşı tarafın tacir olmadığı veya işlemin tüketici işlemi sayıldığı hâllerde faiz serbestisine dayanılamamaktadır.
Av. Onurcan KOÇOĞLU · 3 Şubat 2026