İçeriğe geç
SRN Hukuk & Danışmanlık

7 Temmuz 2026 · Marka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Markada kullanmama def’i: tescil tek başına neden yetmemektedir?

Beş yıldır tescilli bir markaya dayanan itiraz ve davalarda karşı taraf kullanım ispatı isteyebilmektedir. İspatlanamayan sınıflar dayanak olmaktan çıkar.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, tescilli markaya dayanan hak sahibinin bu hakkı kullanabilmesini belirli hâllerde markanın fiilen kullanılmış olması koşuluna bağlamaktadır. Kullanmama def’i olarak anılan bu savunma, marka portföyü geniş olan kurumsal müvekkiller bakımından beklenmedik bir sonuç doğurabilmektedir: yıllardır tescilli olan bir marka, kullanılmadığı sınıflar bakımından itiraza ve davaya dayanak olmaktan çıkmaktadır.

Üç ayrı düzenleme, tek bir mantık

Kanun, aynı savunmayı üç ayrı aşamada düzenlemektedir:

  1. Yayıma itiraz aşamasında, 19. maddenin ikinci fıkrası uyarınca başvuru sahibi, itiraz gerekçesi markanın kullanıldığına ilişkin delil sunulmasını talep edebilmektedir.
  2. Hükümsüzlük davasında, 25. maddenin yedinci fıkrası uyarınca davalı, davacının markasını kullandığını ispat etmesini isteyebilmektedir.
  3. Tecavüz davasında, 29. maddenin ikinci fıkrası uyarınca aynı savunma def’i olarak ileri sürülebilmektedir.

Üç hâlde de ortak koşul, dayanak markanın ilgili tarihte Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olmasıdır. Beş yılını doldurmamış markalar bakımından kullanım ispatı istenememektedir.

Beş yıllık dönem hangi tarihe göre hesaplanmaktadır?

Hesaplamada esas alınan tarih aşamaya göre değişmektedir. Yayıma itirazda beş yıllık dönem, itiraza konu başvurunun veya rüçhanın tarihinden geriye doğru hesaplanmaktadır. Tecavüz davasında ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınmaktadır. Hükümsüzlük davalarında ise değerlendirme, dava tarihi ile hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihi bakımından ayrıca yapılmaktadır.

Bu ayrım, aynı markaya ilişkin farklı dosyalarda farklı sonuçlara yol açabilmektedir. Bir markanın son yıllarda yeniden kullanılmaya başlanmış olması, tecavüz davasında yeterli görülürken daha eski tarihli bir başvuruya karşı yapılan itirazda yeterli olmayabilmektedir.

Ciddi kullanım ölçütü

Aranan, markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmış olmasıdır. Yalnızca hakkı ayakta tutmaya yönelik göstermelik kullanım yeterli görülmemektedir. Kanun ayrıca üç hâli kullanım saymaktadır: markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve marka sahibinin izniyle üçüncü kişilerce kullanılması.

İspat, sınıf ve hizmet bazında yapılmaktadır. Otuz beşinci sınıfta tescilli bir markanın perakende hizmetlerinde kullanıldığının ortaya konması, aynı markanın dokuzuncu sınıftaki ürünler bakımından kullanıldığı sonucunu doğurmamaktadır. Uygulamada davanın kapsamı çoğunlukla bu noktada daralmaktadır.

Delil olarak neler kullanılmaktadır?

  • Tarih ve ürün bilgisi içeren faturalar; toplam ciro yerine markalı ürün satışını gösteren kayıtlar.
  • Tarihlendirilebilir katalog, ambalaj, etiket ve fiyat listeleri.
  • Reklam ve tanıtım harcamalarına ilişkin sözleşme ve faturalar.
  • Ticari fuar katılımları, basın yansımaları ve dağıtım sözleşmeleri.
  • İnternet üzerinden satışta, ekran görüntüsü yerine tarihli sipariş ve sevkiyat kayıtları.

Haklı sebep

Kanun kullanmamayı tek başına değil, haklı bir sebep olmaksızın kullanmamayı sonuca bağlamaktadır. Haklı sebep, marka sahibinin iradesi dışında kalan ve kullanımı fiilen imkânsız veya makul olmaktan çıkaran engelleri ifade etmektedir. İdari izin veya ruhsat süreçlerinin tamamlanmamış olması, ithalat kısıtları ya da olağanüstü nitelikteki fiilî engeller bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.

Buna karşılık ticari tercihler, yatırım kararının ertelenmesi veya pazarın uygun görülmemesi haklı sebep sayılmamaktadır. Haklı sebep iddiasının, engelin başlangıcı ve süresiyle birlikte belgelendirilmesi aranmaktadır.

Kullanım ispatının talep edilmesi ise taraf iradesine bağlıdır. Ne Kurum ne de mahkeme bu konuyu kendiliğinden incelemektedir. Talebin usulüne uygun ve süresinde ileri sürülmemesi hâlinde dayanak marka, kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın değerlendirmeye esas alınmaktadır.

İptal yolundan farkı

Kullanmama, savunma olarak ileri sürülmesinin yanında bağımsız bir iptal sebebi de oluşturmaktadır. Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın markanın ciddi biçimde kullanılmaması veya kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi hâlinde iptal talep edilebilmektedir. 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren bu talepler Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından incelenmektedir. Def’i ile iptal talebi ayrı yollardır: def’i yalnızca o dosyadaki dayanağı ortadan kaldırmakta, iptal ise markanın kendisini sonuçlandırmaktadır.

Kurumsal müvekkil bakımından pratik sonuç

  • Başvuru aşamasında geniş tutulan sınıf listesi, beşinci yıldan sonra korunması güç bir yüke dönüşebilmektedir; kapsam, fiili kullanım planına göre belirlenmelidir.
  • Kullanım delilleri sınıf bazında, tarihli ve düzenli biçimde arşivlenmelidir; delillerin dava sırasında geriye dönük olarak toplanması çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
  • Marka portföyü beşinci yıl dolmadan gözden geçirilmeli, kullanılmayan sınıflar bakımından kullanıma başlanması veya portföyün sadeleştirilmesi değerlendirilmelidir.
  • Tecavüz davası açılmadan önce, karşı tarafın kullanım ispatı talep etmesi ihtimali dikkate alınarak kendi kullanım dosyası hazırlanmalıdır.
  • Lisans yoluyla kullanımda, lisans sözleşmesinin ve lisans alanın kullanımının belgelenmesi marka sahibi bakımından kullanım sayılmaktadır.
  • Marka sahibi, kendisinden daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilini savunma gerekçesi olarak ileri sürememektedir.

Portföy yönetimi bakımından sonuç

Kullanmama def’i, marka portföyünün büyüklüğü ile korunabilirliği arasındaki farkı görünür kılmaktadır. Savunma amacıyla geniş tutulan sınıf listeleri, beşinci yıldan sonra yalnızca yenileme maliyeti değil, aynı zamanda dosya bazında ispat yükü doğurmaktadır. Kullanılmayan sınıflar bakımından ise marka, üçüncü kişilerin iptal talebine de açık hâle gelmektedir.

Bu nedenle portföy incelemesinin, tescil tarihine göre ayrıştırılmış bir takvim üzerinden yürütülmesi tercih edilmektedir. Beşinci yılı yaklaşan markalarda kullanım durumunun tespit edilmesi, gerekirse kullanıma başlanması veya kapsamın daraltılması; kullanılmayacak markalar bakımından ise devir ve lisans seçeneklerinin değerlendirilmesi bu incelemenin konusunu oluşturmaktadır.

Bu yazı, yayımlandığı tarihteki mevzuat ve uygulama esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki görüş niteliği taşımaz ve somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Mevzuat değişebilir; yazının güncelliğini yitirmiş olması mümkündür.

Av. Pınar TURHANOĞLU GÜCÜYENER · 7 Temmuz 2026