İçeriğe geç
SRN Hukuk & Danışmanlık

4 Ağustos 2026 · İcra ve İflas Hukuku

Ödeme emrine itiraz edildiğinde: itirazın iptali mi, itirazın kaldırılması mı?

İtiraz üzerine duran takip iki ayrı yolla sürdürülmektedir. Seçim, elde bulunan belgeye, süreye ve göze alınan tazminat riskine göre yapılmaktadır.

İlamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz ederse takip durmaktadır. Bu noktadan sonra alacaklının önünde iki yol bulunmaktadır: İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesi kapsamında icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenmesi veya 67. maddesi kapsamında genel mahkemede itirazın iptali davası açılması. İki yol aynı sonuca farklı maliyetlerle ulaşmakta olup seçim, çoğu zaman elde bulunan belgeyle belirlenmektedir.

İtirazın kaldırılması: belgeye bağlı ve dar

İtirazın kaldırılması yoluna ancak belirli nitelikte belgelere dayanan alacaklar bakımından gidilebilmektedir. Kanun’un 68. maddesi bu belgeleri sınırlı biçimde saymaktadır: imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren senetler ile resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belgeler.

İcra mahkemesi bu incelemeyi dar yetkiyle yapmaktadır. Tanık dinlenmemekte, yemin teklif edilememekte ve alacağın esasına ilişkin geniş bir yargılama yürütülmemektedir. Bunun sonucu şudur: itirazın kaldırılması talebinin reddi, alacağın bulunmadığı anlamına gelmemekte, yalnızca bu yolla takibin sürdürülemeyeceğini göstermektedir. Alacaklı bu hâlde genel hükümlere göre dava açabilmektedir.

Süre bakımından bu yol daha katıdır: itirazın kaldırılması talebi, itirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde yapılmazsa alacaklı aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamamaktadır.

İmzaya itiraz ve geçici kaldırma

Borçlu adi bir senetteki imzayı inkâr etmişse, Kanun’un 68/a maddesi uyarınca yapılan inceleme sonunda itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilmektedir. Bu karar üzerine borçlu, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilmektedir. Dava açılmazsa geçici kaldırma kesinleşmektedir.

İtirazın iptali: geniş ama uzun

İtirazın iptali davası, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede açılmaktadır. Yargılama genel hükümlere tabidir; alacağın varlığı her türlü delille ispatlanabilmektedir. Belgeye bağlı olmayan alacaklar —sözlü kurulmuş sözleşmelerden doğan bedeller, cari hesap bakiyeleri, hizmet karşılıkları— bakımından çoğu zaman tek yol budur.

Davanın kabulü hâlinde takip kaldığı yerden devam etmekte; ayrıca borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, alacaklının takibi haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmektedir. Aynı oranda bir tazminat, itirazın kaldırılması yolunda da talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü veya reddi hâlinde söz konusudur.

İtirazın kapsamı seçimi de belirlemektedir

Yolu seçmeden önce yapılması gereken ilk iş, itirazın kapsamının belirlenmesidir. Borçlu borcun tamamına değil bir kısmına itiraz etmişse, takip yalnızca itiraz edilen kısım bakımından durmakta; itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşmekte ve haciz istenebilmektedir. Kısmi itirazda borçlunun kabul ettiği tutarı açıkça göstermesi aranmaktadır.

Borçlunun itiraz sebebi bildirmemiş olması, sonradan her sebebi ileri sürebileceği anlamına gelmemektedir. Buna karşılık senede dayalı takiplerde imzanın inkârı bakımından kural farklıdır: borçlunun senet altındaki imzayı ayrıca ve açıkça inkâr etmesi gerekmekte; aksi hâlde imza takip bakımından kabul edilmiş sayılmaktadır. Yetki itirazının da sebep gösterilerek ve yetkili merci belirtilerek yapılması aranmaktadır.

Borçlu tarafında ise itirazla birlikte menfi tespit davası açılması ayrı bir seçenektir. İtiraz üzerine takip zaten durduğundan bu dava çoğu zaman gereksizdir; ancak takibin kesinleşme ihtimalinin yüksek olduğu dosyalarda, ihtiyati tedbir talebiyle birlikte değerlendirilmektedir.

Sık gözden kaçan bir ayrım: arabuluculuk

İtirazın iptali davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak davası niteliğindedir. Uyuşmazlık ticari dava kapsamındaysa, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık itirazın kaldırılması, icra mahkemesinde görülen bir takip hukuku yoludur ve dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

Bu ayrım, süre hesabında doğrudan sonuç doğurmaktadır. Bir yıllık süreye güvenerek beklemek, arabuluculuk sürecinin de bu süre içinde tamamlanması gerektiği gözden kaçırıldığında hak kaybına yol açabilmektedir.

Kurumsal müvekkil bakımından pratik sonuç

Seçimi belirleyen asıl unsur, takip başlatılmadan önce elde edilmiş belgedir. Ticari ilişkinin kurulduğu aşamada atılacak birkaç adım, itiraz hâlinde hangi yolun açık olacağını baştan belirlemektedir:

  • Teslim ve kabul belgelerinin, irsaliyelerin ve mutabakat yazılarının karşı tarafça imzalanmış nüshalarının saklanması, itirazın kaldırılması yolunu açık tutmaktadır.
  • Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması Türk Ticaret Kanunu bakımından içeriğin kabulü sonucunu doğurmakta; ancak fatura tek başına 68. madde belgesi sayılmamaktadır.
  • Cari hesap ekstresinin karşı tarafça imzalanmış veya kabul edilmiş olması ile yalnızca şirket kayıtlarında yer alması arasında ispat bakımından belirgin fark bulunmaktadır.
  • Altı aylık ve bir yıllık sürelerin itirazın tebliği tarihine göre ayrı ayrı takvimlenmesi gerekmektedir.
  • Alacağın tahsili risk altındaysa, itiraz üzerine izlenecek yol belirlenirken ihtiyati haciz talebi de eşzamanlı olarak değerlendirilmelidir.

Takibin düşmesi ve yeniden takip

İtiraz üzerine duran takip belirsiz süreyle beklememektedir. İtirazın kaldırılması için öngörülen altı aylık süre geçirilirse, alacaklı aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamamakta; yalnızca genel mahkemede dava açabilmektedir. İtirazın iptali için öngörülen bir yıllık süre geçirildiğinde ise takip düşmekte, buna karşılık alacak hakkı ortadan kalkmamaktadır: alacaklı, zamanaşımı süresi içinde genel hükümlere göre alacak davası açabilmekte, ancak yeni bir takip yapmak zorunda kalmaktadır.

Bu ayrım maliyet bakımından da sonuç doğurmaktadır. İtirazın iptali davası kazanıldığında takip kaldığı yerden devam ettiğinden, ilk takipte yapılan işlemler korunmaktadır. Yeni bir takip başlatılması hâlinde ise süreç baştan işlemekte ve önceki takipte uygulanmış hacizler geçerliliğini yitirmektedir.

Bu yazı, yayımlandığı tarihteki mevzuat ve uygulama esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki görüş niteliği taşımaz ve somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Mevzuat değişebilir; yazının güncelliğini yitirmiş olması mümkündür.

Av. Kübra YILDIRIM · 4 Ağustos 2026