İçeriğe geç
SRN Hukuk & Danışmanlık

7 Nisan 2026 · Rekabet Hukuku

Bayilik ve dağıtım sözleşmelerinde fiyat: grup muafiyetinin sınırları

Bayinin satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi grup muafiyetini ortadan kaldırmaktadır. Tavsiye ile baskı arasındaki sınırı yazışmalar çizmektedir.

4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi, teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları yasaklamakta; bu yasak, sağlayıcı ile bayi arasındaki dikey ilişkileri de kapsamaktadır. Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği, belirli koşulları taşıyan dikey anlaşmaları bu yasaktan toplu olarak muaf tutmaktadır. Muafiyetin sınırlarının bilinmesi, bayilik ağı bulunan her şirket bakımından somut bir gerekliliktir.

Pazar payı eşiği

2021/4 sayılı Tebliğ ile yapılan değişiklik sonucunda grup muafiyeti, sağlayıcının dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki payının yüzde otuzu aşmaması hâlinde uygulanmaktadır. Eşik daha önce yüzde kırk olarak belirlenmişti; değişiklik 5 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe girmiş ve kapsam dışında kalan anlaşmalar için uyum süresi tanınmıştı. Tek alıcıya sağlama yükümlülüğü içeren anlaşmalarda ise alıcının, sözleşme konusu mal veya hizmetleri aldığı ilgili pazardaki payı esas alınmaktadır.

Eşiğin aşılması anlaşmanın kendiliğinden yasak hâline gelmesi anlamına gelmemektedir. Bu hâlde toplu muafiyetten yararlanılamamakta; anlaşmanın Kanun’un 5. maddesindeki bireysel muafiyet koşullarını sağlayıp sağlamadığı ayrıca değerlendirilmektedir. Değerlendirme yükü ise teşebbüsün kendisindedir.

Yeniden satış fiyatının belirlenmesi

Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi grup muafiyetini ortadan kaldırmaktadır. Buna karşılık sağlayıcının azami satış fiyatı belirlemesi veya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür; ancak bunların, tarafların herhangi birinin baskısı ya da teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşulu aranmaktadır.

Metinde “tavsiye” sözcüğünün kullanılmış olması tek başına belirleyici değildir. Kurul incelemelerinde, tavsiye fiyatın fiilen bağlayıcı hâle geldiğini gösteren davranışlar üzerinde durulmaktadır:

  • Tavsiye fiyatın altında satış yapan bayiye kampanya desteğinin, iskontonun veya prim ödemesinin kesilmesi.
  • Sevkiyatın yavaşlatılması, sipariş miktarının azaltılması veya sözleşmenin yenilenmeyeceğinin ima edilmesi.
  • Fiyat izleme yazılımlarıyla bayi fiyatlarının takip edilmesi ve sapma hâlinde uyarı gönderilmesi.
  • Bayilerin birbirinin fiyatını sağlayıcıya bildirmesinin teşvik edilmesi.
  • İnternet satışlarında ayrı ve daha yüksek bir fiyat düzeyinin dayatılması.

Bu davranışların çoğu, saha ekiplerinin gündelik yazışmalarında görünür hâle gelmektedir. Yerinde incelemede elde edilen elektronik posta ve mesajlaşma kayıtları, sözleşme metninden bağımsız olarak fiili uygulamayı ortaya koymaktadır.

Diğer ağır sınırlamalar

Tebliğ, bölge ve müşteri sınırlamalarını da belirli istisnalar dışında muafiyet kapsamı dışında bırakmaktadır. Bayinin kendisine tahsis edilmiş bölge dışına yönelik aktif satışının sınırlandırılması belirli koşullarla mümkün olabilmekte; buna karşılık pasif satışın —bayinin talep etmediği hâlde kendisine ulaşan siparişlerin karşılanmasının— engellenmesi ağır sınırlama sayılmaktadır. İnternet üzerinden satışın tümüyle yasaklanması da bu çerçevede değerlendirilmektedir. Seçici dağıtım sistemlerinde yetkili dağıtıcıların birbirlerine satış yapmasının engellenmesi ile yedek parça satışının sınırlandırılması da muafiyeti ortadan kaldıran hâller arasındadır.

Rekabet etmeme yükümlülüğü

Belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülükleri grup muafiyetinden yararlanamamaktadır. Malların veya hizmetlerin, sağlayıcının mülkiyetindeki ya da sağlayıcının kiraladığı tesislerden satılması hâlinde yükümlülük, alıcının bu tesisleri kullandığı süreye bağlanabilmektedir. Sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet etmeme yükümlülüğü ise, aktarılan know-how’ın korunması amacıyla ve en fazla bir yıl süreyle kararlaştırılabilmektedir.

Otomatik olarak yenilenen sözleşmelerde toplam sürenin beş yılı aşması, uygulamada sık rastlanan bir aykırılık kaynağıdır.

Muafiyetin geri alınması ve alt eşik

Grup muafiyetinden yararlanan bir anlaşmanın, Kanun’un 5. maddesindeki bireysel muafiyet koşullarını taşımadığının tespit edilmesi hâlinde Kurul, muafiyeti geri alabilmektedir. Ayrıca birbirine benzer dikey anlaşmalardan oluşan paralel ağların ilgili pazarın önemli bir bölümünü kapsaması hâlinde Kurul, bu anlaşmaları tebliğin kapsamı dışına çıkarabilmektedir. Muafiyetin varlığı bu nedenle kalıcı bir güvence olarak görülmemektedir.

Alt sınırda ise ayrı bir düzenleme bulunmaktadır. Kurul, rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşmalar bakımından soruşturma açmayabilmektedir. Ancak bu değerlendirme, fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlalleri kapsamamaktadır. Pazar payının düşük olması, yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin bir uygulamayı korumamaktadır.

Kurumsal müvekkil bakımından pratik sonuç

Aykırılığın sonucu iki yönlüdür. Kanun’un 16. maddesi uyarınca rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar bakımından yıllık gayrisafi gelirin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilmekte; ayrıca 4. maddeye aykırı anlaşmalar geçersiz sayılmaktadır. Zarar görenlerin açacağı tazminat davaları da ayrı bir risk oluşturmaktadır.

  • Bayilik ağı, yeni pazar payı eşiği bakımından yeniden değerlendirilmelidir.
  • Tavsiye fiyat listelerine açıklama düşülmesi tek başına yeterli değildir; belirleyici olan sahadaki uygulamadır.
  • Saha ekiplerine yönelik yazılı bir rekabet uyum bilgilendirmesi yapılmalı, yazışma dili bu çerçevede belirlenmelidir.
  • Sözleşmelerdeki rekabet etmeme süreleri, yenileme hükümleriyle birlikte hesaplanmalıdır.
  • Elektronik ticaret pazaryerlerine ilişkin kısıtlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Dikey ilişkinin yatay etkiye dönüştüğü hâller

Bir uygulamanın dikey ilişki içinde kalması, rekabet hukuku bakımından her zaman daha hafif bir değerlendirmeye tabi olacağı anlamına gelmemektedir. Sağlayıcının, bayilerinden aldığı fiyat bilgilerini diğer bayilere ilettiği ya da bayiler arasında fiyat uyumunu koordine ettiği hâllerde ilişki, yatay nitelikte bir bilgi değişimine dönüşebilmektedir. Bu tür yapılar, dikey anlaşma çerçevesinde değil, teşebbüsler arası uyumlu eylem çerçevesinde ele alınmaktadır.

Aynı şekilde sağlayıcının bayilik ağı içinde kendisinin de perakende düzeyde faaliyet göstermesi hâlinde, taraflar arasındaki ilişki hem dikey hem yatay unsur taşımaktadır. Bu yapıların sözleşme metni üzerinden değil, fiili işleyiş üzerinden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu yazı, yayımlandığı tarihteki mevzuat ve uygulama esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki görüş niteliği taşımaz ve somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Mevzuat değişebilir; yazının güncelliğini yitirmiş olması mümkündür.

Av. Anıl UYSAL · 7 Nisan 2026